Şöyle İzah Edeyİm…

Deniz Can Karaca kişisel web sitesi.

Melaam

August 3rd, 2008 by Deniz Can

Melaam

Category: Fotoğraf | No Comments »

Sergi Mimarlik Dekorasyon

August 3rd, 2008 by Deniz Can

sergi

Category: Fotoğraf | 1 Comment »

Robi Roboter

August 1st, 2008 by Deniz Can

robi

Category: Fotoğraf | No Comments »

Meet the World

June 19th, 2008 by Deniz Can

Icaro Doria, Portekiz’in Grande Reportagem dergisinde çalışan 25 yaşında bir Brezilyalı. Bir süredir zincirleme maillerle dünyayı dolaşan Meet The World (Dünyayla Tanışın) kampanyasının yöneticisi. Aşağıda bazı çalışmaları var.

Angola

Brezilya

Burkina

Çin Halk Cumhuriyeti

Kolombiya

Avrupa Birliği

Somali

Amerika Birleşik Devletleri

Category: Dünya | No Comments »

Huzur İçinde Uyu…

June 18th, 2008 by Deniz Can

esb

Esbjörn Svensson (1964 - 2008)

Bu adamla çok geç tanıştım. Müziğini dinlemem için yapılan baskıları aylarca reddettikten sonra, müzik konusunda sözünü önyargısız dinleyeceğim tek insan Elevation of Love’ı yolladı dinlemem için, çok sevdim. Çağımız internet çağı, hemen tüm albümlerine sahip oldum kısa süre içerisinde. Hayran oldum, defalarca dinledim albümlerini.

Sonra duyduk ki zamanında grubuyla İzmir’e bile gelmiş olan Bay Svensson kasımda tekrar İstanbul’a gelecekmiş. Heyecanlandık, evvelden izlemiş olanlarca övüldü performansları, daha da heyecanlandık, gün saymaya başlayacaktık…

Esbjörn Svensson 14 Haziran 2008 tarihinde bir dalış esnasında geçirdiği kazayla hayatını kaybetti.

44 yaşındaydı, iki çocuk ve bir eşi vardı, sadece Trio’su ile birlikte 13 albüme imza atmıştı, yeni albümünün kaydı ancak bitmişti.

Müzik dünyası en az 20-25 yıllık potansiyel kaybetmiş oldu.

Acımız büyük.

Category: Müzik | 1 Comment »

İtalyanlar da çeyrek finalde

June 18th, 2008 by Deniz Can

Akşam Emrah’la Cerveza’da izledik maçı, maçtan baya umutluyduk ama beklediğimiz keyfi de alamadık. Daha başta Ribery atılınca, bir de üstüne büyük ihtimalle gol olmayacak pozisyonda Abidal hem kırmızı kart görüp hem de penaltı yapınca Fransa’nın gardı düştü.

Toni hiç gününde değildi, Pirlo ve  De Rossi parladılar, Fransa’da da Benzema çok saçma sapan oynadı, Henry artık futbolu bıraksın (gerçi bırakmadan önce bir iki sene Fener’de takılır diyorum), Coupet çok iyi bir maç çıkarmasına rağmen, bir penaltı, bir kontrpiye derken 2 gol gördü kalesinde. Üzüldüysem şu Fransa’da, Coupet’e üzülürüm, başkasına da üzülmem. Domenech’i gösterdikçe kameralar, Emrah’la gülme krizine girdik.

Bu arada aklımda kalan Fransa puanları, adamlar 98 ve 2000′de duble yaptılar. 2002′de puansızlardı. 2004′te 3 maçta 7 puan toplayıp çeyrek finalde Yunanistan’a yenildiler. 2006′da finale çıktılar, Zidane kendine hakim olamadı, boyun eğdiler İtalyanlar’a. Bu şampiyonada ise 3 maçta 1 puan. İstikrar namına bişey yok yani. 2 sene önce final oynayan takım bu sene 1 puan alıyor. Ha biz de öyleyiz de, konu Fransa olunca insan garipsiyor.

Category: Spor | No Comments »

Çeyrek Final

June 18th, 2008 by Deniz Can

sevinc

İsviçre maçından sonra bir geri dönüş daha yaparak (bu seferki çok daha görkemliydi gerçi) 2000′den sonra bir kez daha çeyrek finale çıktık.

Taktikmiş, varyasyonmuş, çok kurcalamaya gerek yok, 2-0′dan sonra Brückner’in Koller’i oyunda tutması Çek Cumhuriyeti’nin ipini çeken hadise oldu. Diri ve hamleli Baros Koller’den çok daha fazla yararlı olurdu, skora da kesinlikle katkısı olurdu. Biz ise son 20-25 dakikada artık FMcilerin jargonla all out of attack’a döndük, boşalttığımız gerimiz ciddi tehlike yaşamadı, direkten dönen ve sonrasında net bir endirekt vuruş verilmesi gereken pozisyonları haricinde. Ha bir de 3-2′den sonra son dakikada Volkan’ın atıldığı pozisyon var, penaltılara gidebilirdi hadise.

nihat

Yıldız santrfor ihtiyacı denir ya hep, böyle durumlarda sahneye çıkacak, tek pozisyon yakalayacak ve affetmeyecek, işte o adam vardı bizde. Koller’in 10 kat kolay pozisyonda atamadığını Nihat 90. dakikada 180 nabızla hayatımda gördüğüm en şık gol vuruşuyla imkansıza yolladı.

Sonuç itibarıyle çeyrek finalde Hırvatların rakibi olduk.

Dün birşeyler yazmaya başlamıştım maçla ilgili, Fatih Terim’i basın toplantısı çarptı gözüme,Ahmet Hakan’ın bugünkü Hürriyet’te yayımlanmış bir yazısı var, Ahmet Hakan’ı sevmememe rağmen katılıyorum, bir başarıyı bu derece hazmedemeyen bir antrenörümüz olduğu için garip hissediyorum. “Yazdığınız herşeyi çöpe attırdığımız için üzgünüz”, “benim olduğum yerde mucizeler bitmez”vari konuşmalar, aman tanrım.

fato

Şu bir gerçek ki, 80 küsuruncu dakikada Cech hayatında yapmadığı bir hatayı yapmasa şu an bu halde olmama ihtimalimiz vardı. Ve eğer senin takımın 70 dakika rezil oynadıysa, elbette ki spor yazarları o 70 dakikayı yazacak. Aksi halde skor yazarı olur onlar. Skor yazarı yok mu bu ülkede? Sürüyle var. Orası apayrı.
Fatih Terim 70 dakika muhteşem oynayan bir Türkiye’nin başında olsa ve 2-0 öndeyken maçı 3-2 kaybetsek, bu sefer eminim ki kendilerinin skor üzerinden değerlendirildiğini söyleyip bu yönde eleştirecek insanları. Ama her zaman olduğu gibi kendisi asla eleştiri kabul etmeyecek. (Buradan Çek Cumhuriyeti’nin 70 dakika muhteşem oynadığı anlamı çıkmaz)

Neyse, sonuç itibarıyle önümüzde Hırvatistan maçı var, Türkiye şu ana kadar oynadığı futbolla değil, rakibinin oynadığı ya da oynamadığı futbolla parladı ya da söndü. Sonuç itibarıyle Hırvatistan maçında herşey olabilir. Kötü futbol oynayıp yarı finalist olabiliriz, iyi futbol oynayıp (zannetmiyorum ya) elenebiliriz. Ama ne olursa olsun tarihin en antipatik milli takımı yine kendisinde suç bulmayacak, yine suçlu milli takımı eleştirenlerde bulunacak.

Desteklemekle eleştirmenin aslında birbirinden bağımsız kavramlar olduğunu anladığımız gün daha iyi olacak herşey.

Category: Spor | No Comments »

La ‘Villa’ Strangiato

June 11th, 2008 by Deniz Can

villa torres

Aslında şöyle, İspanya’nın oyunu Rusya bu kadar dandik bir futbol oynamasaydı böyle parlar mıydı bilmiyorum. İspanya 5 adamla ileri çıkmış ve top kaptırmışken bile o kadar yavaş davrandılar ki karşı kaleye gitmek için, sanki Hiddink “İspanya’ya zaten yeniliriz, diğerlerini düşünelim” demiş de çocuklara kendilerini sıkmamalarını tavsiye etmiş gibiydi. Ama stoperlerin o kadar korkunç hatalar yapmasını da anlıyamadım. Sanki Rusya’yı izlerken Beşiktaş’ı izliyor gibi oldum, kaldı ki Beşiktaş bile karşı kaleye daha hızlı gidiyor, oyunda Delgado varsa. Rusya da o tip bir adamın eksikliğini çekti, cezası sebebiyle Arshavin oynayamayınca gardları düştü.

Dünki post’ta “Aragones olmasa favoriler” demiştim, adam dün yine antikalığını gösterdi. Tamam saha şartları ağır ve eh, skoru garantilemişsin. Torres’i 4 gün sonrayı düşünüp çıkarmanı anlarım. Ama neden bu kadar defansa dönük bir taktiğe dönersin? 3-1 oldu, 3-2 olsaydı ne bocalardı İspanya o anda.

Maçın adamı Hat-Trick yaptığı için Villa derim, normalde de çok severim keratayı. Onun dışında gizli kahraman bence Senna, Iniesta ve Torres de günlerindeydi. İspanya lider çıkar gibi duruyor, Yunanistan’a takılmazlarsa. İsveç karşısında zorlanmazlar.

Category: Spor | 1 Comment »

Flying Dutchmen

June 10th, 2008 by Deniz Can

portakal

Ne güzel maçtı değil mi? Şu kadar ki, geçen 6 maç içinde en hücuma dönük futbolu oynayan takımdı Hollandalılar. Hücumu yaparken defansta çok zorlanmamalarının sebebi de biraz Donadoni, biraz da kendi mücadeleci kişilikleri. Daha doğrusu Van Basten’in kazandırdığı kişilikleri diyelim.

Toni çok yalnız kaldı, defansta zorlanmadılar. Orta sahayı kalabalık tuttular, dolayısıyla “istedikleri zaman” topa sahip oldular ve “gerektiğinde” karşı kaleye rahat gittiler. Cannavaro’nun olmayışı onlar için şanstı, geçen şampiyonadaki oyununu biliyoruz yani, gerektiğinde tek başına rakip forvete kafa tutabilen bi adam Cannavaro. Yoktu.

Gollerin ikisi kontrataktan. Bir tane Ruud’un kaçırdığı -o topa Buffon’un kurtardığı demeyi reddediyorum- yüzdeyüzlük gol pozisyonu var, o da öyle. Afellay’ın yakaladığı, daha doğrusu yarattığı bir pozisyon var, o da öyle. İşin ilginci haldır huldur ileri çıkıp kontraya böyle aciz yakalanmak İtalya’nın olayı değildir, daha neler görücez bakalım.

Maçın adamı kesin Gio, ikincilik için Sneijder ile Van Der Sar kapışır derim, adam çok üstün kaleci. Yani ne Cristiano, Ne Rooney ne de başka bir adam, PES oynarken bıkmadan usanmadan Manu’yu alıyorsam Van Der Sar bug’ından yararlanmak içindir, adam gerçek hayatta da bug olduğunu gösterdi.

Hollanda grubu lider bitirir, oynayacağı adamlar D grubunu (Rusya - İspanya - İsveç - Yunanistan) ikinci bitirecek adamlar, sonra tekrar bu gruplardan birileriyle karşılaşacak. İspanya’yla erken final olmazsa finale çıkmasına kesin gözüyle bakıyorum portakalların, İspanya’yı da bugün bir görmek lazım. Aragones diye bi adam olmasa başlarında onlara da şans verirdim valla.

Category: Spor | No Comments »

Bayan Hockmeyer’in Muzlu Kek’i…

February 10th, 2008 by Deniz Can

Cenk Sönmezsoy’un blog’unu uzun zamandır tarif* ediyorum. Tariflerine ise daha çok uzaktan bakıyordum. Zira kendisi çıkan ürünlerin öyle fotoğraflarını çekiyor ve öyle bir sunuyor ki, benim yaptığımın tadı benzese bile, fırından çıktığı andan itibaren “beceremedim yine” önyargısı oluşacağından çekiniyorum.

Malum önümüz geçici vergi. Yılsonu işlemleri falan, feci yoğunum. Cumartesi gecesi uzak masaüstü ile çalışırken ve daha da çalışacak gibi dururken canım kek çekti. Sıkılmıştım biraz da bilgisayar başında oturmaktan, cafefernando’yu açtım. Kek tariflerine bakarken bu post’un başlığını oluşturan tarif gözüme çarptı. İçinden ulaşamayacağım tek şey vanilya özütü olarak gözüküyordu, şekerli vanilin kullanmayı göze aldım. Notlarımı alıp mutfağa geçtim.

Sonuç ise aşağıda:

kek1

kek2

Safoş gibi fotoğraf makinemin pillerinin boş olduğunu gördüm. Foto kaliteleri için kusura bakmayın, W810i ile ancak bu kadar oluyor.

Tadı ise enfes. Helal olsun Hockmeyer teyzeye…

Tarif için buyrun.

* Tarif diil takiptir o. Gidelim :)))

Category: Ağzımızın Tadı | 2 Comments »